رَمَيْتُ قِشْرَ الْبُرْتُقَالِ فِي سَلَّةِ الْمُهْمَلَاتِ بَعْدَ تَنَاوُلِهِ.
Portakalı yedikten sonra kabuğunu çöpe attım.
رَمَيْتُ قِشْرَ الْبُرْتُقَالِ فِي سَلَّةِ الْمُهْمَلَاتِ بَعْدَ تَنَاوُلِهِ.
Portakalı yedikten sonra kabuğunu çöpe attım.
قَشَّرَتْ أُمِّي الْبَطَاطَا لِتَنَاوُلِ الْعَشَاءِ.
Annem, akşam yemeği için patatesleri soydu.
kavlatmak, yongalamak