تَجَنَّبَ الْمُسَافِرُونَ الْمُرُورَ بِالْقَفْرِ خَوْفًا مِنَ الضَّيَاعِ وَالْعَطَشِ.
Gezginler kaybolma ve susuzluk korkusuyla çorak yerden geçmekten kaçındılar.
تَجَنَّبَ الْمُسَافِرُونَ الْمُرُورَ بِالْقَفْرِ خَوْفًا مِنَ الضَّيَاعِ وَالْعَطَشِ.
Gezginler kaybolma ve susuzluk korkusuyla çorak yerden geçmekten kaçındılar.
شَعَرْتُ بِوَحْشَةٍ شَدِيدَةٍ فِي الْقَفْرِ بَعْدَ أَنْ تَرَكَتْنِي قَافِلَةُ الْمُسَافِرِينَ.
Gezgin kafilesi beni terk ettikten sonra ıssızlıkta büyük bir yalnızlık hissettim.
yaban, kıraçlık, badiye