بِسَبَبِ قِلَّةِ الْأَمْطَارِ، يُعَانِي الْمُزَارِعُونَ مِنْ نَقْصٍ فِي الْمَحَاصِيلِ.
Yağmur azlığı nedeniyle çiftçiler ürün kıtlığı çekiyor.
بِسَبَبِ قِلَّةِ الْأَمْطَارِ، يُعَانِي الْمُزَارِعُونَ مِنْ نَقْصٍ فِي الْمَحَاصِيلِ.
Yağmur azlığı nedeniyle çiftçiler ürün kıtlığı çekiyor.
قِلَّةُ الْمِيَاهِ تُهَدِّدُ الزِّرَاعَةَ فِي هَذِهِ الْمِنْطَقَةِ الْجَافَّةِ.
Su yokluğu, bu kurak bölgede tarımı tehdit ediyor.
düşüklük, nadirlik, nedret
شُرْبُ مَاءِ الْقُلَّةِ مُنْعِشٌ جِدًّا فِي أَيَّامِ الصَّيْفِ الْحَارَّةِ.
Sıcak yaz günlerinde testi suyu içmek çok ferahlatıcıdır.
وَصَلْنَا إِلَى قُلَّةِ الْجَبَلِ.
Dağın zirvesine ulaştık.