اسْتَطَاعَ الفَرِيقُ أَنْ يَقْهَرَ مُنَافِسَهُ فِي المُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım, final maçında rakibini yenmeyi başardı.
اسْتَطَاعَ الفَرِيقُ أَنْ يَقْهَرَ مُنَافِسَهُ فِي المُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım, final maçında rakibini yenmeyi başardı.
يَجِبُ أَنْ نَقْهَرَ الغَضَبَ قَبْلَ أَنْ يُسَيْطِرَ عَلَيْنَا.
Öfke bizi kontrol etmeden önce onu bastırmalıyız.
لَا يَجِبُ أَنْ نَقْهَرَ الضُّعَفَاءَ بَلْ يَجِبُ أَنْ نُسَاعِدَهُمْ.
Zayıfları ezmemeliyiz, aksine onlara yardım etmeliyiz.
mağlup etmek, utmak
لَمْ يَأْتِ الْقَهْرُ وَالِاضْطِهَادُ بِحُلُولٍ دَائِمَةٍ أَبَدًا.
Zulüm ve baskı, hiçbir zaman kalıcı çözümler getirmemiştir.
kahır