الْكُتْلَةُ هِيَ مِقْيَاسٌ لِكَمِّيَّةِ الْمَادَّةِ فِي الْجِسْمِ.
Kütle, bir cisimdeki madde miktarının bir ölçüsüdür.
الْكُتْلَةُ هِيَ مِقْيَاسٌ لِكَمِّيَّةِ الْمَادَّةِ فِي الْجِسْمِ.
Kütle, bir cisimdeki madde miktarının bir ölçüsüdür.
تَمَّ الْكَشْفُ عَنْ كُتْلَةٍ صَغِيرَةٍ فِي جَسَدِهِ وَقَرَّرَ الْأَطِبَّاءُ إِجْرَاءَ خَزْعَةٍ.
Vücudunda küçük bir kitle tespit edildi ve doktorlar biyopsi yapmaya karar verdiler.
تَكَوَّنَتْ كُتْلَةٌ مِنَ الْغُيُومِ فِي السَّمَاءِ.
Gökyüzünde bir bulut yığını oluştu.
Ayrıca: topak, blok, topluluk
yumak, hizip, öbek, fraksiyon