كَتَمَ

يَكْتُمُ، كِتْمَان

لَا تَكْتُمْ سِرَّكَ عَنِّي.

Sırrını benden gizli tutma.

حَاوَلَ الرَّجُلُ أَنْ يَكْتُمَ غَضَبَهُ أَمَامَ أَوْلَادِهِ.

Adam çocuklarının önünde öfkesini bastırmaya çalıştı.