كُحْلِيّ

أَعْجَبَتْنِي السُّتْرَةُ الْكُحْلِيَّةُ الَّتِي ارْتَدَاهَا فِي الْحَفْلِ.

Partide giydiği lacivert ceket çok hoşuma gitti.

لَوْنُ الْبَحْرِ كَانَ كُحْلِيًّا عَمِيقًا فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ.

O gün denizin rengi derin bir koyu maviydi.

İlişkili Kelimeler