الثَّلْجُ كَسَّى قِمَمَ الْجِبَالِ وَأَعْطَاهَا مَنْظَرًا جَمِيلاً فِي الشِّتَاءِ
Kar, dağların zirvelerini örttü ve kışın onlara güzel bir görünüm kazandırdı.
الثَّلْجُ كَسَّى قِمَمَ الْجِبَالِ وَأَعْطَاهَا مَنْظَرًا جَمِيلاً فِي الشِّتَاءِ
Kar, dağların zirvelerini örttü ve kışın onlara güzel bir görünüm kazandırdı.
الْأُمُّ كَسَّتْ طِفْلَهَا مَلَابِسَ دَافِئَةً قَبْلَ الْخُرُوجِ فِي الطَّقْسِ الْبَارِدِ
Anne, soğuk havada dışarı çıkmadan önce çocuğuna sıcak giysiler giydirdi.
الضَّبَابُ كَسَّى الْمَدِينَةَ بِأَكْمَلِهَا فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ وَجَعَلَ الرُّؤْيَةَ صَعْبَةً
Sis sabah erkenden tüm şehri kapladı ve görüşü zorlaştırdı.