كَظَمَتِ الْمَرْأَةُ دُمُوعَهَا حَتَّى لَا يَقْلَقَ الْأَطْفَالُ
Kadın, çocukları endişelendirmemek için gözyaşlarını tuttu.
كَظَمَتِ الْمَرْأَةُ دُمُوعَهَا حَتَّى لَا يَقْلَقَ الْأَطْفَالُ
Kadın, çocukları endişelendirmemek için gözyaşlarını tuttu.
كَظَمَ الرَّجُلُ غَضَبَهُ بِصُعُوبَةٍ عِنْدَمَا سَمِعَ الْإِهَانَةَ
Adam, hakareti duyduğunda öfkesini zorlukla bastırdı.