يَتَوَجَّهُ الْمُسْلِمُونَ إِلَى الْكَعْبَةِ فِي مَكَّةَ الْمُكَرَّمَةِ لِأَدَاءِ فَرِيضَةِ الْحَجِّ
Müslümanlar hac farizasını yerine getirmek için Mekke'deki Kabe'ye yönelirler.
يَتَوَجَّهُ الْمُسْلِمُونَ إِلَى الْكَعْبَةِ فِي مَكَّةَ الْمُكَرَّمَةِ لِأَدَاءِ فَرِيضَةِ الْحَجِّ
Müslümanlar hac farizasını yerine getirmek için Mekke'deki Kabe'ye yönelirler.
كَانَ تَحْقِيقُ النَّجَاحِ فِي الْعَمَلِ هُوَ كَعْبَتَهُ فِي الْحَيَاةِ
İşte başarılı olmak onun hayattaki hedefiydi.
كَانَتْ مُسَاعَدَةُ الْفُقَرَاءِ وَالْمُحْتَاجِينَ هِيَ كَعْبَتَهُ فِي الْحَيَاةِ
Yoksullara ve muhtaçlara yardım etmek onun hayattaki amacıydı.