كَنَى

يَكْنِي، كِنَايَة
Aynı yazılan 1 kelime daha

اسْتَخْدَمَ الكَاتِبُ أُسْلُوبَ التَّوْرِيَةِ لِيُكَنِّيَ عَنْ رَأْيِهِ فِي الأَحْدَاثِ الجَارِيَةِ.

Yazar, güncel olaylar hakkındaki görüşlerini kinaye yoluyla ifade etmek için tevriyeli bir üslup kullandı.

فَضَّلَ المُتَحَدِّثُ أَنْ يُكَنِّيَ عَنِ المَوْضُوعِ الحَسَّاسِ بَدَلًا مِنَ التَّصْرِيحِ بِهِ مُبَاشَرَةً.

Konuşmacı, hassas konuyu doğrudan belirtmek yerine dolaylı olarak anlatmayı tercih etti.

كَنَى الشَّاعِرُ عَنْ حُبِّهِ بِصُورَةٍ غَيْرِ مُبَاشِرَةٍ فِي قَصِيدَتِهِ.

Şair, şiirinde aşkını dolaylı bir şekilde ima etti.

كَنَّى

يُكَنِّي، تَكْنِيَة