جِئْتُ كَيْ أَتَعَلَّمَ.
Öğrenmek için geldim.
جِئْتُ كَيْ أَتَعَلَّمَ.
Öğrenmek için geldim.
قَامَ الطَّبِيبُ بِكَيِّ الْجُرْحِ لِوَقْفِ النَّزِيفِ.
Doktor kanamayı durdurmak için yarayı dağladı.
أُمِّي تَكْوِي الْمَلَابِسَ كُلَّ يَوْمِ جُمُعَةٍ.
Annem her Cuma kıyafetleri ütüler.
yakma, ütü, dağlanma, ütülenme, ütüleme, ütüleniş, dağlama