ارْتَدَتِ الْفَتَاةُ لِبَاسًا جَمِيلاً فِي حَفْلِ الزِّفَافِ.
Kız düğünde güzel bir elbise giydi.
ارْتَدَتِ الْفَتَاةُ لِبَاسًا جَمِيلاً فِي حَفْلِ الزِّفَافِ.
Kız düğünde güzel bir elbise giydi.
اللِّبَاسُ التَّقْلِيدِيُّ يَعْكِسُ ثَقَافَةَ وَتَارِيخَ المِنْطَقَةِ.
Geleneksel giysi, bölgenin kültürünü ve tarihini yansıtır.
يَجِبُ اخْتِيَارُ اللِّبَاسِ المُنَاسِبِ لِكُلِّ مُنَاسَبَةٍ.
Her durum için uygun kıyafet seçilmelidir.
giyim, giyecek, kisve, giyim kuşam, giyit