هَذَا اللَّحْنُ يُذَكِّرُنِي بِأَيَّامِ طُفُولَتِي الجَمِيلَةِ فِي القَرْيَةِ.
Bu ezgi bana köydeki güzel çocukluk günlerimi hatırlatıyor.
هَذَا اللَّحْنُ يُذَكِّرُنِي بِأَيَّامِ طُفُولَتِي الجَمِيلَةِ فِي القَرْيَةِ.
Bu ezgi bana köydeki güzel çocukluk günlerimi hatırlatıyor.
اللَّحْنُ كَانَ جَمِيلًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّنِي لَمْ أَسْتَطِعِ التَّوَقُّفَ عَنِ الِاسْتِمَاعِ إِلَيْهِ.
Melodi o kadar güzeldi ki dinlemeyi bırakamadım.
اللَّحْنُ الشَّعْبِيُّ القَدِيمُ يُذَكِّرُنِي بِأَيَّامِ الطُفُولَةِ الجَمِيلَةِ.
Eski halk havası bana çocukluğumun güzel günlerini hatırlatıyor.
beste, neva, nağme, terane
قَامَ المُوسِيقَارُ بِتَلْحِينِ الأُغْنِيَةِ الجَدِيدَةِ بِأُسْلُوبٍ فَرِيدٍ وَمُبْتَكَرٍ.
Müzisyen, yeni şarkıyı benzersiz ve yenilikçi bir tarzda besteledi.
ezgileştirmek