هُوَ يَلَذُّ بِالْجُلُوسِ عَلَى الشَّاطِئِ.
O, sahilde oturmaktan zevk alır.
هُوَ يَلَذُّ بِالْجُلُوسِ عَلَى الشَّاطِئِ.
O, sahilde oturmaktan zevk alır.
أَنَا أَلَذُّ بِتَنَاوُلِ الْفَاكِهَةِ الطَّازِجَةِ فِي الصَّيْفِ.
Yazın taze meyve yemekten lezzet alırım.