لَزِقَ الطِّفْلُ بِأُمِّهِ وَلَمْ يَرْغَبْ فِي الِابْتِعَادِ عَنْهَا.
Çocuk, annesine yapışarak ondan ayrılmak istemedi.
لَزِقَ الطِّفْلُ بِأُمِّهِ وَلَمْ يَرْغَبْ فِي الِابْتِعَادِ عَنْهَا.
Çocuk, annesine yapışarak ondan ayrılmak istemedi.
لَزَّقَ الْوَلَدُ الصُّورَةَ عَلَى دَفْتَرِهِ.
Çocuk resmi defterine yapıştırdı.
tutturmak