اشْتُهِرَ الخَطِيبُ بِلَسَنِهِ وَفَصَاحَتِهِ.
Hatip, belagatiyle ve güzel konuşmasıyla ünlendi.
اشْتُهِرَ الخَطِيبُ بِلَسَنِهِ وَفَصَاحَتِهِ.
Hatip, belagatiyle ve güzel konuşmasıyla ünlendi.
هِيَ مُتَحَدِّثَةٌ لَسِنَةٌ تُقْنِعُ الْجَمِيعَ.
O, herkesi ikna eden dili düzgün, belagatli bir konuşmacı.
لَسِنَ الطَّالِبُ بَعْدَ سَنَوَاتٍ مِنَ الْقِرَاءَةِ.
Öğrenci yıllarca okuduktan sonra belagatli oldu.