لَفَّتِ الْأُمُّ طِفْلَهَا بِبَطَّانِيَّةٍ دَافِئَةٍ لِحِمَايَتِهِ مِنَ الْبَرْدِ.
Anne, çocuğunu soğuktan korumak için sıcak bir battaniyeye sardı.
لَفَّتِ الْأُمُّ طِفْلَهَا بِبَطَّانِيَّةٍ دَافِئَةٍ لِحِمَايَتِهِ مِنَ الْبَرْدِ.
Anne, çocuğunu soğuktan korumak için sıcak bir battaniyeye sardı.
لَفَّ الْعَامِلُ السَّجَّادَ بَعْدَ تَنْظِيفِهِ.
İşçi, halıyı temizledikten sonra dürdü.
لَفَّ الْعَجِينَ لِصُنْعِ الْفَطَائِرِ.
Börek yapmak için hamuru yuvarladı.
dürümlemek, dolamak, belemek, bezlemek, bohçalamak, kangallamak, paketlemek, tomarlamak, beletmek, yumaklamak
كَانَتْ وَالِدَتِي تُحَضِّرُ وَرَقَ الْعِنَبِ الْمَحْشُوَّ لِلضُّيُوفِ فِي كُلِّ عِيدٍ.
Annem, her bayramda misafirler için yaprak sarma yapardı.
sargı, burma, dolama, büküş, sarım, sargılama, sarış, sarmalama, beleyiş, dolayış, tomarlama, dürme, beletme, sarınış