لَفَّقَ تُهْمَةً بَاطِلَةً ضِدَّ جَارِهِ.
Komşusuna karşı asılsız bir suç icat etti.
لَفَّقَ تُهْمَةً بَاطِلَةً ضِدَّ جَارِهِ.
Komşusuna karşı asılsız bir suç icat etti.
لَفَّقَ قِصَّةً كَاذِبَةً لِتَبْرِيرِ تَأَخُّرِهِ عَنِ الْعَمَلِ.
İşe geç kalmasını haklı çıkarmak için yalan bir hikaye uydurdu.
لَفَّقَ الْوَلَدُ قِصَّةً لِيُبَرِّرَ تَأَخُّرَهُ.
Çocuk gecikmesini haklı çıkarmak için bir hikâye düzdü.