يُنَادُونَ أَخِي الصَّغِيرَ فِي الْمَدْرَسَةِ بِلَقَبٍ مُضْحِكٍ لِأَنَّهُ يُحِبُّ الْأَكْلَ كَثِيرًا.
Okulda küçük kardeşime çok yemek yemeyi sevdiği için komik bir lakapla seslenirler.
يُنَادُونَ أَخِي الصَّغِيرَ فِي الْمَدْرَسَةِ بِلَقَبٍ مُضْحِكٍ لِأَنَّهُ يُحِبُّ الْأَكْلَ كَثِيرًا.
Okulda küçük kardeşime çok yemek yemeyi sevdiği için komik bir lakapla seslenirler.
يُنادِيهِ أَصْدِقاؤُهُ في الفَصْلِ بِلَقَبٍ جَميلٍ لِأَنَّهُ يَجْري بِسُرْعَةٍ كَبيرَةٍ.
Sınıftaki arkadaşları çok hızlı koştuğu için ona güzel bir takma adla seslenir.
ünvan
الْجَمِيعُ فِي الْحَيِّ يُلَقِّبُهُ بِـ 'أَبُو الْخَيْرِ' لِأَنَّهُ يُسَاعِدُ النَّاسَ دَائِمًا.
Mahalledeki herkes ona sürekli insanlara yardım ettiği için 'İyiliksever Baba' lakabını takıyor.
فِي الْعِيدِ لَقَّبَ الْمَلِكُ الطَّبِيبَ بِلَقَبِ الْبَاشَا لِأَنَّهُ سَاعَدَ النَّاسَ.
Bayramda kral, insanlara yardım ettiği için doktora paşa unvanı taktı.
لَقَّبَ أَصْدِقَاؤُهُ أَخِي بِالْفَارِسِ.
Arkadaşları kardeşime "Şövalye" lakabını taktı.
Ayrıca: adlandırmak
isim koymak