قَامَ الطَّبِيبُ بِتَلْقِيحِ الْأَطْفَالِ ضِدَّ الْأَمْرَاضِ الْمُعْدِيَةِ.
Doktor, çocukları bulaşıcı hastalıklara karşı aşıladı.
قَامَ الطَّبِيبُ بِتَلْقِيحِ الْأَطْفَالِ ضِدَّ الْأَمْرَاضِ الْمُعْدِيَةِ.
Doktor, çocukları bulaşıcı hastalıklara karşı aşıladı.
يُلَقِّحُ النَّحْلُ الْأَزْهَارَ فِي الْحَدِيقَةِ.
Arılar bahçedeki çiçekleri tozlaştırır.
ilkah etmek, çiftleştirmek, döllendirmek, tozlamak