اشْتَرَتْ أُمِّي مِنَ السُّوقِ كِيلُو لَحْمٍ طَازَجٍ لِتَطْبُخَ لَنَا الْعَشَاءَ.
Annem bize akşam yemeği pişirmek için pazardan bir kilo taze et aldı.
اشْتَرَتْ أُمِّي مِنَ السُّوقِ كِيلُو لَحْمٍ طَازَجٍ لِتَطْبُخَ لَنَا الْعَشَاءَ.
Annem bize akşam yemeği pişirmek için pazardan bir kilo taze et aldı.
لَحَمَ الحَدَّادُ قِطْعَتَيِ الحَدِيدِ لِتَكْوِينِ شَكْلٍ جَدِيدٍ
Demirci, yeni bir şekil oluşturmak için iki demir parçasını kaynattı.
لَحَمَ الطَّبِيبُ الْعَظْمَ الْمَكْسُورَ فِي رِجْلِ الْوَلَدِ بَعْدَ الْحَادِثِ.
Doktor, kazadan sonra çocuğun bacağındaki kırık kemiği birleştirdi.
طَلَبَ مِنِّي أَبِي أَنْ أُلَحِّمَ السِّلْكَ الْمَكْسُورَ فِي الْمِذْيَاعِ الْقَدِيمِ.
Babam eski radyodaki kopuk teli lehimlememi benden istedi.