تَلَقَّى لَوْمًا مِنْ وَالِدَتِهِ بِسَبَبِ الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ.
Yaptığı hatadan dolayı annesinden azar işitti.
تَلَقَّى لَوْمًا مِنْ وَالِدَتِهِ بِسَبَبِ الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ.
Yaptığı hatadan dolayı annesinden azar işitti.
sitem, tayip, ayıplama, muaheze, itap, melamet, paylama, paylanma, suçlayış, tevbih, sitemkârlık, azarlayış, paylayış, azarlanma, yerilme