أَقَامَ الرَّئِيسُ مَأْدُبَةً فَاخِرَةً عَلَى شَرَفِ الضُّيُوفِ.
Başkan, konukların onuruna lüks bir ziyafet verdi.
أَقَامَ الرَّئِيسُ مَأْدُبَةً فَاخِرَةً عَلَى شَرَفِ الضُّيُوفِ.
Başkan, konukların onuruna lüks bir ziyafet verdi.
كَانَتِ الْمَأْدُبَةُ مَلِيئَةً بِأَشْهَى الْأَطْبَاقِ.
Şölen en lezzetli yemeklerle doluydu.
أَقَامَتِ الْعَائِلَةُ مَأْدُبَةً كَبِيرَةً لِلضُّيُوفِ.
Aile misafirler için büyük bir yemekli davet verdi.
Ayrıca: davet