تَصْرِيحَاتُهُ الْمُؤَجِّجَةُ لِلْفِتْنَةِ أَثَارَتْ غَضَبَ الْكَثِيرِينَ.
Onun fitneyi körükleyen açıklamaları birçok kişinin öfkesini uyandırdı.
تَصْرِيحَاتُهُ الْمُؤَجِّجَةُ لِلْفِتْنَةِ أَثَارَتْ غَضَبَ الْكَثِيرِينَ.
Onun fitneyi körükleyen açıklamaları birçok kişinin öfkesini uyandırdı.
الْقَرَارُ الْمُؤَجِّجُ لِلْخِلَافَاتِ زَادَ مِنْ حِدَّةِ التَّوَتُّرِ بَيْنَ الطَّرَفَيْنِ.
Anlaşmazlıkları alevlendiren karar, taraflar arasındaki gerginliği artırdı.
الْأَخْبَارُ الْكَاذِبَةُ الْمُؤَجِّجَةُ لِلْعُنْفِ يَجِبُ مُكَافَحَتُهَا.
Şiddeti kışkırtan yalan haberlerle mücadele edilmelidir.
ateşleyici, körükçü, körükleyici, ajitatör