الْمُؤَدِّي عَلَى الْمَسْرَحِ غَنَّى بِصَوْتٍ جَمِيلٍ.
Sahnedeki sanatçı güzel bir sesle şarkı söyledi.
الْمُؤَدِّي عَلَى الْمَسْرَحِ غَنَّى بِصَوْتٍ جَمِيلٍ.
Sahnedeki sanatçı güzel bir sesle şarkı söyledi.
الْكِتَابُ مُؤَدٍّ إِلَى فَهْمٍ أَعْمَقَ لِلْفَلْسَفَةِ الشَّرْقِيَّةِ.
Kitap, Doğu felsefesinin daha derin bir şekilde anlaşılmasına rehberlik ediyor.
Ayrıca: götüren, yol açan
artist, rolcü