كَانَ الْقَاضِي مُتَجَرِّدًا مِنَ الْأَهْوَاءِ.
Hâkim kişisel heveslerden sıyrılmış biriydi.
كَانَ الْقَاضِي مُتَجَرِّدًا مِنَ الْأَهْوَاءِ.
Hâkim kişisel heveslerden sıyrılmış biriydi.
يَجِبُ أَنْ يَكُونَ الْحَكَمُ مُتَجَرِّدًا فِي قَرَارِهِ.
Hakem kararında nesnel olmalıdır.
الصَّحَفِيُّ الْمُتَجَرِّدُ يَنْقُلُ الْأَخْبَارَ دُونَ تَحَيُّزٍ.
Tarafsız gazeteci haberleri önyargısız aktarır.
Ayrıca: soyutlanmış
çıplak, soyunuk, cıbıldak, yalıncak, carsız