هُوَ رَجُلٌ مُثَقَّفٌ يُحِبُّ القِرَاءَةَ.
O, okumayı seven aydın bir adam.
هُوَ رَجُلٌ مُثَقَّفٌ يُحِبُّ القِرَاءَةَ.
O, okumayı seven aydın bir adam.
مِنَ الضَّرُورِيِّ أَنْ يَكُونَ الشَّبَابُ مُثَقَّفًا لِكَيْ يُسَاهِمَ فِي بِنَاءِ مُسْتَقْبَلٍ أَفْضَلَ.
Gençlerin daha iyi bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmaları için eğitimli olmaları gereklidir.
إِنَّهُ شَخْصٌ مُثَقَّفٌ لِلْغَايَةِ وَيُحِبُّ قِرَاءَةَ الْكُتُبِ الْفَلْسَفِيَّةِ.
O çok kültürlü bir insan ve felsefe kitapları okumayı seviyor.
okumuş, entelektüel, bilgili, yazın eri, uygar, münevver, mektep medrese görmüş, maarifçi, malumatlı, malumattar, öğrenimli, tahsilli