وَجَدْتُ فِي الكِتَابِ نَصًّا مُحَرَّفًا.
Kitapta tahrif edilmiş bir metin buldum.
وَجَدْتُ فِي الكِتَابِ نَصًّا مُحَرَّفًا.
Kitapta tahrif edilmiş bir metin buldum.
سَمِعْتُ الرِّسَالَةَ الصَّوْتِيَّةَ وَكَانَتْ كَلِمَاتُهَا مُحَرَّفَةً.
Sesli mesajı dinledim, sözcükleri bozulmuştu.
اكْتَشَفَتِ الشُّرْطَةُ مُحَرِّفًا زَوَّرَ الْأَوْرَاقَ.
Polis belgeleri tahrif eden bir tahrifatçıyı yakaladı.
الضَّجِيجُ عَامِلٌ مُحَرِّفٌ لِلصَّوْتِ فِي الْهَاتِفِ.
Gürültü telefonda sesi bozucu bir etkendir.
كَانَ الْمُحَرِّفُ لِلنَّصِّ طَالِبًا مُهْمِلًا.
Metni değiştiren kişi baştan savma bir öğrenciydi.