مَحْشُوّ

الْوِسَادَةُ مَحْشُوَّةٌ بِالْقُطْنِ النَّاعِمِ.

Yastık yumuşak pamukla içi dolu.

أَكَلْنَا فَلْفَلًا مَحْشُوًّا بِالْأَرُزِّ.

Pirinçle doldurulmuş biber yedik.

الْحَقِيبَةُ مَحْشُوَّةٌ بِالْمَلَابِسِ وَالْأَشْيَاءِ الْأُخْرَى.

Çanta kıyafetler ve diğer eşyalarla tıkabasa dolu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler