كَانَ سُلُوكُهُ فِي الْحَفْلِ مُخْجِلًا لِلْغَايَةِ أَمَامَ جَمِيعِ الْحَاضِرِينَ.
Davranışları partide tüm katılımcıların önünde çok utanç vericiydi.
كَانَ سُلُوكُهُ فِي الْحَفْلِ مُخْجِلًا لِلْغَايَةِ أَمَامَ جَمِيعِ الْحَاضِرِينَ.
Davranışları partide tüm katılımcıların önünde çok utanç vericiydi.
النَّتِيجَةُ الْمُخْجِلَةُ فِي الِامْتِحَانِ جَعَلَتْهُ يَشْعُرُ بِالْإِحْبَاطِ.
Sınavdaki mahcup edici sonuç, onun hayal kırıklığına uğramasına neden oldu.
مِنَ الْمُخْجِلِ أَنْ نَرَى الْفَقْرَ الْمُدْقِعَ فِي مُجْتَمَعِنَا الْغَنِيِّ.
Zengin toplumumuzda aşırı yoksulluğu görmek utandırıcıdır.
yüzü kara, ayıp, yüz karası olmak, madara, yakışıksız, ayıplılık, utanılası