كَانَتْ مَشَاعِرُهُ مُخَلَّطَةً بَيْنَ الْفَرَحِ وَالْحُزْنِ بَعْدَ سَمَاعِ الْخَبَرِ.
Haberi duyduktan sonra duyguları sevinç ve üzüntü arasında karışıktı.
كَانَتْ مَشَاعِرُهُ مُخَلَّطَةً بَيْنَ الْفَرَحِ وَالْحُزْنِ بَعْدَ سَمَاعِ الْخَبَرِ.
Haberi duyduktan sonra duyguları sevinç ve üzüntü arasında karışıktı.
هَذَا الْمُنْتَجُ يَحْتَوِي عَلَى تَرْكِيبَةٍ مُخَلَّطَةٍ مِنَ الزُّيُوتِ الطَّبِيعِيَّةِ.
Bu ürün, doğal yağların karma bir formülünü içerir.
هَذَا النَّوْعُ مِنَ الْحَيَوَانَاتِ هُوَ سُلَالَةٌ مُخَلَّطَةٌ مِنْ فَصِيلَتَيْنِ مُخْتَلِفَتَيْنِ.
Bu hayvan türü, iki farklı türün melez bir soyudur.