لَا أَعْتَقِدُ أَنَّهُ مُدْرِكٌ لِخُطُورَةِ الْأَمْرِ، وَإِلَّا لَمَا تَصَرَّفَ بِهَذِهِ الطَّرِيقَةِ.
Olayın ciddiyetinin haberdar olduğunu sanmıyorum, yoksa böyle davranmazdı.
لَا أَعْتَقِدُ أَنَّهُ مُدْرِكٌ لِخُطُورَةِ الْأَمْرِ، وَإِلَّا لَمَا تَصَرَّفَ بِهَذِهِ الطَّرِيقَةِ.
Olayın ciddiyetinin haberdar olduğunu sanmıyorum, yoksa böyle davranmazdı.
şuurlu, bilir, bilici, vâkıf, aklı erer
هُوَ رَجُلٌ مُدْرَكٌ لِمَسْؤُولِيَّاتِهِ.
O, sorumluluklarının bilincinde müdrik bir adamdır.
algılanabilir