مُدَمَّس
الْحَقِيقَةُ كَانَتْ مُدَمَّسَةً بِالْكَثِيرِ مِنَ الْأَكَاذِيبِ وَالتَّضْلِيلِ.
Gerçek, birçok yalan ve yanlış bilgilendirme ile örtülmüştü.
كَانَتِ الْغُرْفَةُ مُدَمَّسَةً بِسَبَبِ السَّتَائِرِ السَّمِيكَةِ الَّتِي تَمْنَعُ دُخُولَ الضَّوْءِ.
Kalın perdeler ışığın girmesini engellediği için oda karartılmıştı.

