عَمَّتْ أَجْوَاءٌ مِنَ المَرَاحِ وَالفَرَحِ فِي حَفْلِ الزَّفَافِ.
Düğün töreninde neşe ve sevinç dolu bir atmosfer hakimdi.
عَمَّتْ أَجْوَاءٌ مِنَ المَرَاحِ وَالفَرَحِ فِي حَفْلِ الزَّفَافِ.
Düğün töreninde neşe ve sevinç dolu bir atmosfer hakimdi.
كَانَتْ عَيْنَاهُ تَفِيضَانِ بِالمَرَاحِ عِنْدَمَا سَمِعَ خَبَرَ نَجَاحِهِ.
Başarısını duyduğunda gözleri sevinçle doluydu.
قَضَيْنَا وَقْتًا مَلِيئًا بِالمَرَاحِ فِي المُنْتَزَهِ.
Parkta eğlence dolu bir zaman geçirdik.
أَدْخَلَ الرَّاعِي الغَنَمَ إِلَى المُرَاحِ مَسَاءً.
Çoban akşam koyunları ağıla soktu.