زُرْتُهُ مِرَارًا.
Onu defalarca ziyaret ettim.
زُرْتُهُ مِرَارًا.
Onu defalarca ziyaret ettim.
تَذَوَّقْتُ مَرَارَ الدَّوَاءِ عِنْدَمَا كُنْتُ مَرِيضًا.
Hasta olduğumda ilacın acısını tattım.
كَانَ الْفِرَاقُ مُرَارًا لَا يُطَاقُ بِالنِّسْبَةِ لِلْعُشَّاقِ الَّذِينَ افْتَرَقُوا قَسْرًا.
Ayrılık, zorla ayrılan aşıklar için dayanılmaz bir acı veren şeydi.