مُرْغَم

أَصْبَحَ مُرْغَمًا عَلَى تَغْيِيرِ خُطَطِهِ بِسَبَبِ الظُّرُوفِ الطَّارِئَةِ.

Acil durumlar nedeniyle planlarını değiştirmek zorunda kaldı.

كَانَ مُرْغَمًا عَلَى قَبُولِ الْوَظِيفَةِ بِسَبَبِ حَاجَتِهِ الْمَاسَّةِ لِلْمَالِ.

Paraya çok ihtiyacı olduğu için işi kabul etmek zorunda kaldı.

وَافَقَ مُرْغَمًا عَلَى الذَّهَابِ إِلَى الْحَفْلَةِ لِأَنَّهُ لَمْ يَكُنْ لَدَيْهِ خِيَارٌ آخَرُ.

Başka seçeneği olmadığı için partiye gitmeyi istemeyerek kabul etti.