أُحِبُّ أَنْ أَمْزَحَ مَعَ أَصْدِقَائِي فِي أَعْيَادِ مِيلَادِهِمْ.
Arkadaşlarıma doğum günlerinde küçük şakalar yapmayı severim.
أُحِبُّ أَنْ أَمْزَحَ مَعَ أَصْدِقَائِي فِي أَعْيَادِ مِيلَادِهِمْ.
Arkadaşlarıma doğum günlerinde küçük şakalar yapmayı severim.
şaka etmek, espri yapmak, latife etmek
كَانَ الْمَزْحُ بَيْنَ الْأَصْدِقَاءِ يَمْلَأُ الْمَكَانَ بِالضِّحْكِ وَالْمَرَحِ.
Arkadaşlar arasındaki şaka, mekanı kahkaha ve neşeyle dolduruyordu.
أَلْقَى الْمُمَثِّلُ مَزْحاً أَضْحَكَ الْجُمْهُورَ فِي الْمَسْرَحِ.
Oyuncu, tiyatroda seyircileri güldüren bir espri yaptı.
تَبَادَلَ الزُّمَلَاءُ الْمَزْحَ وَاللَّطَائِفَ خِلَالَ اسْتِرَاحَةِ الْغَدَاءِ.
Meslektaşlar, öğle yemeği molasında şaka ve latifeler yaptılar.