تَمَّ اكْتِشَافُ أَنَّ جَوَازَ السَّفَرِ الَّذِي كَانَ يَحْمِلُهُ مُزَوَّرٌ.
Taşıdığı pasaportun sahte olduğu tespit edildi.
تَمَّ اكْتِشَافُ أَنَّ جَوَازَ السَّفَرِ الَّذِي كَانَ يَحْمِلُهُ مُزَوَّرٌ.
Taşıdığı pasaportun sahte olduğu tespit edildi.
هَذِهِ الْحَقِيبَةُ مُزَوَّرَةٌ وَلَيْسَتْ أَصْلِيَّةً.
Bu çanta taklit, orijinal değil.
hileli
أَلْقَتِ الشُّرْطَةُ الْقَبْضَ عَلَى مُزَوِّرٍ يَصْنَعُ النُّقُودَ.
Polis para basan bir kalpazanı yakaladı.
sahteci, uydurmacı