شَعَرَتِ الْفَتَاةُ بِأَنَّهَا مُسْتَحِيَةٌ عِنْدَمَا تَلَعْثَمَتْ فِي الْكَلَامِ.
Kız, konuşurken kekelediğinde mahcup hissetti.
شَعَرَتِ الْفَتَاةُ بِأَنَّهَا مُسْتَحِيَةٌ عِنْدَمَا تَلَعْثَمَتْ فِي الْكَلَامِ.
Kız, konuşurken kekelediğinde mahcup hissetti.
كَانَ الْوَلَدُ مُسْتَحٍ مِنْ فَعْلَتِهِ الْخَاطِئَةِ أَمَامَ الْجَمِيعِ.
Çocuk, yaptığı yanlış davranıştan dolayı herkesin önünde utanmıştı.