كَانَتِ التُّرْبَةُ مُشَبَّعَةً بِالْمَاءِ بَعْدَ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.
Şiddetli yağmurlardan sonra toprak suya doymuştu.
كَانَتِ التُّرْبَةُ مُشَبَّعَةً بِالْمَاءِ بَعْدَ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.
Şiddetli yağmurlardan sonra toprak suya doymuştu.
كَانَ اللَّوْنُ الْأَحْمَرُ مُشَبَّعًا جِدًّا فِي اللَّوْحَةِ.
Kırmızı renk, tabloda çok doygun görünüyordu.
تَنَاوَلْنَا غَدَاءً مُشْبِعًا فِي الْمَطْعَمِ.
Restoranda doyurucu bir öğle yemeği yedik.
doyuran, tatminkâr