مَلَّ الطِّفْلُ مِنَ الِانْتِظَارِ الطَّوِيلِ فِي الْعِيَادَةِ.
Çocuk muayenehanedeki uzun beklemeden bıktı.
مَلَّ الطِّفْلُ مِنَ الِانْتِظَارِ الطَّوِيلِ فِي الْعِيَادَةِ.
Çocuk muayenehanedeki uzun beklemeden bıktı.
لَا يَمَلُّ جَدِّي مِنْ قِرَاءَةِ الْكُتُبِ الْقَدِيمَةِ.
Dedem eski kitapları okumaktan hiç sıkılmaz.
gına gelmek, bizar olmak
أَشْعُرُ بِالْمَلِّ مِنَ الرُّوتِينِ الْيَوْمِيِّ وَأَحْتَاجُ إِلَى تَغْيِيرٍ.
Günlük rutinden bıkkınlık hissediyorum ve bir değişikliğe ihtiyacım var.
تَغَلَّبْ عَلَى الْمَلِّ بِمُمَارَسَةِ هِوَايَاتٍ جَدِيدَةٍ وَمُثِيرَةٍ.
Yeni ve heyecan verici hobiler yaparak bezginliğin üstesinden gelin.