مَلَأَ

يَمْلَأُ، مَلْء

مَلَأَ الْوَلَدُ الزُّجَاجَةَ بِالْمَاءِ الْبَارِدِ لِيَشْرَبَ بَعْدَ اللَّعِبِ.

Çocuk, oyundan sonra içmek için şişeyi soğuk suyla doldurdu.

مَلَأَ الْفَرَحُ قُلُوبَ الْحَاضِرِينَ فِي حَفْلِ الزِّفَافِ.

Düğünde sevinç, hazır bulunanların kalplerini kapladı.

مَلَأَ الْجُمْهُورُ الْمَسْرَحَ عَنْ آخِرِهِ لِمُشَاهَدَةِ الْعَرْضِ.

Seyirciler gösteriyi izlemek için tiyatroyu tıka basa doldurdu.

Eşdizimler