رَأَيْتُ رَجُلًا مُلْتَحِيًا يَجْلِسُ فِي الْمَقْهَى وَ يَقْرَأُ كِتَابًا.
Kafede oturan ve kitap okuyan sakallı bir adam gördüm.
رَأَيْتُ رَجُلًا مُلْتَحِيًا يَجْلِسُ فِي الْمَقْهَى وَ يَقْرَأُ كِتَابًا.
Kafede oturan ve kitap okuyan sakallı bir adam gördüm.
أَصْبَحَ الْكَثِيرُ مِنَ الشَّبَابِ مُلْتَحِينَ كَنَوْعٍ مِنَ الْمَوْضَةِ.
Birçok genç, moda olarak sakal bırakmaya başladı.
هُوَ مُلْتَحِي مُنْذُ أَنْ كَانَ عُمْرُهُ عِشْرِينَ عَاماً.
O, yirmi yaşından beri sakal uzatıyor.