كَانَتِ الْمَشَاعِرُ مُلْجَمَةً وَ لَا تَظْهَرُ بِوُضُوحٍ.
Duygular kontrol altındaydı ve açıkça görünmüyordu.
كَانَتِ الْمَشَاعِرُ مُلْجَمَةً وَ لَا تَظْهَرُ بِوُضُوحٍ.
Duygular kontrol altındaydı ve açıkça görünmüyordu.
كَانَ الْحِصَانُ مُلْجَمًا وَ مُسْتَعِدًّا لِلرُّكُوبِ فِي السِّبَاقِ.
At dizginlenmiş ve yarışta binilmeye hazırdı.
كَانَ الْغَضَبُ مُلْجَمًا بِصُعُوبَةٍ فِي وَجْهِهِ.
Öfke yüzünde zorlukla zaptedilmişti.