هُوَ شَخْصٌ مُنْطَوٍ يُفَضِّلُ قَضَاءَ الْوَقْتِ بِمُفْرَدِهِ فِي الْقِرَاءَةِ.
O, okuyarak yalnız vakit geçirmeyi tercih eden içe dönük bir kişidir.
هُوَ شَخْصٌ مُنْطَوٍ يُفَضِّلُ قَضَاءَ الْوَقْتِ بِمُفْرَدِهِ فِي الْقِرَاءَةِ.
O, okuyarak yalnız vakit geçirmeyi tercih eden içe dönük bir kişidir.
تَبْدُو الْفَتَاةُ مُنْطَوِيَةً بَعْضَ الشَّيْءِ فِي الْبِدَايَةِ، لَكِنَّهَا تُصْبِحُ أَكْثَرَ اجْتِمَاعِيَّةً مَعَ الْوَقْتِ.
Kız başlangıçta biraz çekingen görünüyor, ancak zamanla daha sosyal oluyor.
عِنْدَمَا يُوَاجِهُ صُعُوبَاتٍ، يُصْبِحُ مُنْطَوِياً عَلَى نَفْسِهِ وَيَتَجَنَّبُ التَّوَاصُلَ مَعَ الْآخَرِينَ.
Zorluklarla karşılaştığında, kendine kapanık hale gelir ve başkalarıyla iletişim kurmaktan kaçınır.
içe kapanık, singin, sıkılgan