الْمَوْتُ حَقٌّ عَلَى كُلِّ إِنْسَانٍ، وَلَا مَفَرَّ مِنْهُ.
Ölüm her insan için bir haktır ve ondan kaçış yoktur.
الْمَوْتُ حَقٌّ عَلَى كُلِّ إِنْسَانٍ، وَلَا مَفَرَّ مِنْهُ.
Ölüm her insan için bir haktır ve ondan kaçış yoktur.
أُعْلِنَ عَنْ مَوْتِ الْعَالِمِ الْجَلِيلِ بَعْدَ صِرَاعٍ طَوِيلٍ مَعَ الْمَرَضِ.
Büyük alimin uzun bir hastalık sürecinden sonra vefat ettiği duyuruldu.
كَانَ الْجَدُّ مَرِيضًا مُنْذُ سَنَوَاتٍ، وَجَاءَهُ الْمَوْتُ فِي بَيْتِهِ بَعْدَ عُمْرٍ طَوِيلٍ.
Dede yıllardır hastaydı ve uzun bir ömrün ardından evinde eceliyle öldü.
Ayrıca: memat, mevt
ölme, geberme, ölülük, zıbarma, ölmüşlük, zıbarış, ölüş