نَاثِر

الرِّيَاحُ الْقَوِيَّةُ كَانَتْ نَاثِرَةَ الْأَوْرَاقِ الْمُتَسَاقِطَةِ فِي كُلِّ مَكَانٍ.

Güçlü rüzgar, düşen yaprakları her yere dağıtıyordu.

كَانَتِ الشَّمْسُ نَاثِرَةً أَشِعَّتَهَا الذَّهَبِيَّةَ عَلَى الْحُقُولِ.

Güneş, tarlalara altın ışınlarını saçıyordu.

İlişkili Kelimeler