النَّاحِتُ يَصْنَعُ تِمْثَالًا مِنَ الحَجَرِ.
Heykeltıraş taştan bir heykel yapıyor.
رَأَيْتُ رَجُلًا نَاحِتَ الْحَجَرِ يَعْمَلُ فِي السُّوقِ.
Pazarda taş yontan bir adam gördüm.