فِي اللَّيْلِ جَلَسْنَا حَوْلَ النَّارِ أَمَامَ الْخَيْمَةِ وَشَرِبْنَا الشَّايَ السَّاخِنَ.
Geceleyin çadırın önünde ateşin etrafında oturduk ve sıcak çay içtik.
فِي اللَّيْلِ جَلَسْنَا حَوْلَ النَّارِ أَمَامَ الْخَيْمَةِ وَشَرِبْنَا الشَّايَ السَّاخِنَ.
Geceleyin çadırın önünde ateşin etrafında oturduk ve sıcak çay içtik.
انْدَلَعَتْ نَارٌ كَبِيرَةٌ فِي الْغَابَةِ بِسَبَبِ ارْتِفَاعِ دَرَجَةِ الْحَرَارَةِ.
Yüksek sıcaklık nedeniyle ormanda büyük bir yangın çıktı.
قَالَ لَنَا الْمُعَلِّمُ إِنَّ مَنْ يَفْعَلُ الشَّرَّ فِي حَيَاتِهِ سَيَدْخُلُ النَّارَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ.
Öğretmen bize hayatında kötülük yapan kişinin kıyamet günü cehenneme gireceğini söyledi.
Ayrıca: od
alev, nâr